12 Kasım 2008 Çarşamba

Dünü bugünüyle Bozcaada





Türkiye’nin üçüncü büyük adası. Hiç ilçesi yok. Yüzyıllardır Türklerle Rumların hiç sorunsuz yaşadığı yer. Kışkırtıcı politikalarla 15 hane civarında bir Rum nüfusun bulunduğu bu adada Ege kültürünü doyasıya yaşamak mümkün. Taş ve ahşabın birlikteliğinde

inşaa edilmiş binalar. Balık keyfinin en üst düzeyde yaşayacağınız mekanlar. Serin suları, altın kumlarıyla “haydi gel ve denize atla” çağrışımını veren kumsallar… Balık ve rakı’nın birlikteliğinde bir akşam için sahildeki balık restoranları… Birbirinden güzel dizayn edilmiş oteller, pansiyonlar…Tamamen ekolojik koşullarda üretilen ev yapımı şaraplar..Doğa ve tarihin birleştiği yer….


XV. yıl yüzyıl sonlarında Fatih Sultan Mehmet tarafından Boğaz ve civarını kontrol etmek amacıyla yaptırıldığı sanılan Bozcaada kalesi halen Turistlerin ziyaret merkezlerinden biri. Yurtiçi ve yurtdışından binlerce turistin ziyaret ettiği bu kalenin burçları 1551 de Kanuni Sultan Mehmet tarafından onarılmıştır.

Bozcaada tarihsel yapısı değişmeden yapılan onarılan binalarla, bağ evlerinde eski Rum mimarisine uygun Bağ evleri inşaa edilmektedir. Ada sakini Fikret Şanlı 25 yıldır bu mimariye sadık kalarak yeni Modern mimariyle ada mimarisini birleştirmiştir.

Ev yapımı şaraplar yoğun olarak üretilmekte ve yaz aylarında adayı ziyarete gelen turistlere ikram edilmektedir.
Onlarca restoran, pansiyon ve lüx oteller yaz kış hizmetlerini sürdürmektedir.

Hiç yorum yok: